Yurtdışında bir IEEE konferansına katılma deneyimi

Eğer daha önce uluslararası bir IEEE konferansına katılmadıysanız, okumaya devam edin, çünkü biz o konferanslardan birindeydik ve tecrübelerimizi sizle paylaşmak için can atıyoruz! Geçtiğimiz mart ayında düzenlenen CMBEBIH (International Conference on Medical and Biological Engineering) bizlerin de ilk defa deneyimlediği hatta çok da mutlu ve olumlu düşüncelerle ayrıldığımız bir konferans oldu. Genel olarak Biyomedikal Mühendislerinin, Biyomühendislerin ve Elektrik Mühendislerinin ilgisini çekebilecek konferansa IEEE Yıldız Teknik Üniversitesi Öğrenci Kulübü’nü temsilen 6 kişi ve IEEE Pamukkale Üniversitesi’nden de 2 kişi olmak üzere 8 kişi gittik.

 

 

Aslına bakarsanız, konferanstan EMBS Türkiye öğrenci temsilcimiz Andre Luka Çakıcı sayesinde haberimiz oldu ve duyar duymaz araştırmaya başladık. İçeriğini inceledik, bu geziyi gerçekleştirip gerçekleştiremeyeceğimize baktık ve sonunda kulübümüzden seçtiğimiz 6 kişi ile Saraybosna’ya gitmeye karar verdik. Uzun süren pasaport, okul desteği ve gerekli olan diğer izinleri de hallettikten sonra artık geriye bir tek kalacak yeri ve uçak biletlerimizi ayarlamak kalmıştı. Onları da çeşitli sitelerden araştırarak en uygununu ayarladık ve tüm hazırlıklarımızı tamamlamış olduk. Tabii bütün bunlar okulumuzun ve danışman hocamızın da bize destek vermesiyle gerçekleşti, SKS ile gerekli görüşmeleri yaptık ve böylece masraflarımızın büyük bir çoğunluğu okul tarafından karşılandı.

 

Sayılı gün çabuk geçer derler ya, aslında tam tersi oldu bizim için. Gün geçtikçe daha da heyecanlanıyor, uçağa binene kadar gerçekten gideceğimize inanamıyorduk. Yaklaşık 2 saatlik bir uçuşla Atatürk Havalimanı’ndan Saraybosna Havalimanı’na vardık. Hemen iki taksiye binip kiraladığımız eve gittik. Konferanstan bir gün önce geldiğimiz için şehri gezme fırsatımız da vardı. Biz de bu yüzden gelmeden önce internetten rezervasyonunu yaptığımız eve yerleştikten sonra neredeyse hiç oyalanmadan şehir merkezine gittik ve bütün gün şehirde turladık, birçok fotoğraf çekildik. Saraybosna’daki ilk günümüz biterken bizim de pilimiz bitmişti. Ertesi gün konferansın ilk günüydü, büyük bir heyecanla konferansın olduğu otelin yolunu tuttuk, zaten kaldığımız ev de yürüme mesafesindeydi. Otele girdik, resepsiyondan konferansın ne tarafta olduğunu öğrendik ve kayıtlarımızı da teyit ettirdik. Bireysel yaka kartı, sertifika, ayrıntılarla dolu konferans programı, not defteri ve kalemden oluşan çantalarımızı özveriyle çalışan organizasyon ekibi bize verdiler. Büyük bir holden geçtikten sonra ana salona ve paralel oturumların yapılacağı, ana salondan çok daha küçük sunum odalarına ulaşılıyordu. Konferans başkanı ve organizasyon ekibindeki herkes çok ilgiliydi. Uluslararası bir etkinlik olması dolayısıyla dilimiz İngilizceydi ancak Saraybosna’da her an Türkçe bilenlere de rastlamak mümkün. Kimi zaman İngilizce kimi zaman ise Türkçe konuşarak anlaştık, iletişimde hiç sıkıntı yaşamadık. Açılış töreninden sonra, Global IEEE Temsilcileri de konuşmalarını yaptılar ve dürüst olmak gerekirse IEEE Türkiye’den gelmiş bir ekip olarak karşımızda Almanya’dan Avustralya’dan gelen üst düzey yöneticileri görünce daha da iyi anladık ne denli büyük bir ailenin içinde olduğumuzu. Sadece Türkiye’de değil tüm dünyada tanınan ve üstelik fazlasıyla da yer etmiş bir topluluğun bir parçası olmak gerçekten gurur verici. Çeşitli açılış konuşmalarının ve birkaç sunumun ardından, merakla beklediğimiz paralel oturumlara girmeden önce bir öğle yemeği molası verdik. Yemekleri de Türk mutfağına benzer ve muhteşemdi, hepimiz çok memnun kaldık. Konu çeşitliliği sayesinde herkes kendi ilgi alanında olan paralel oturumlara da katıldıktan sonra konferansın ilk gününü bitirmiş olduk. İkinci gün de yine aynı şekilde açılışla başladı ve paralel oturumlarla, yani yayın sunumlarıyla devam etti. İki gün boyunca farklı alanlarda ve konularda girdiğimiz oturumlarda akademik düzeyde çalışmalarını sürdüren kişilerin sunumlarını, karşılaştıkları sorunları ve çözümlerini dinleme fırsatı bulduk. İlk günden farklı olarak, konferans programında bir akşam eğlencesi planlanmıştı, oraya da katıldık ve biraz da Bosna kültürü görmüş olduk. Neden derseniz, Saraybosna halkı -ya da gençleri- nasıl eğlenirmiş, Boşnak eğlencesi nasıl olurmuş bunu deneyimledik. Üçüncü gün, yani konferansın son günü ise kapanış töreniyle bitti ve biz de ertesi gün İstanbul’a döneceğimiz için kesinlikle Bosna Hersek’ten dönmeden önce görülmesi gereken Mostar şehrine gittik. Saraybosna’dan yaklaşık 300 km uzaklıkta olan Mostar şehrine gitmek de bizim için bambaşka bir macera oldu. İnternetimiz, navigasyonumuz olmamasına rağmen hiç bilmediğimiz bir yolu -üstelik de dağların içinden geçen bir yolu- kiraladığımız arabayla binbir türlü heyecanla aştık. Açıkçası geldiğimize de değdi, Mostar Köprüsü’nü görmeseymişiz çok şey kaçırırmışız. Yani anlayacağınız, hem konferansa gelmiş, kendi mesleğimiz hakkında geniş bir bilgiye ve ağa sahip olmuş olduk hem de çok güzel bir kültürel gezi yapmış olduk. Ertesi gün İstanbul’a döndüğümüzde ise hepimizin içi bir parça buruktu.

 

Bu güzel macera hem arkadaşlık adına, hem de akademik açıdan çok çok yararlı bir seyahatti. Umarım IEEE bünyesindeki her üye bir kez bile olsa bu deneyimi tadabilir. Bizler IEEE YTÜ ailesi üyeleri olarak okulumuzun ve danışman hocamızın da desteğiyle bunu deneyimledik. Umarım bu yazıda sizler için bir ilham ve motivasyon kaynağı olabilmişizdir. Kendinizi IEEE ile her geçen gün bir adım daha öteye taşımanız dileğiyle!

Eylül Nikbay

 

 

 

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on LinkedInEmail this to someone

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir